9 Ocak 2013 Çarşamba

2012'de Neler Okunmuş 4



Devam edip bitiriyoruz;


İlgili başlıklar;
2012'de Neler Okunmuş 1
2012'de Neler Okunmuş 2
2012'de Neler Okunmuş 3


48) Claude Addas - Muhyiddin İbn Arabi Kibrit-i Ahmer'in Peşinde: Hakkında ciddi bir yazınsal boşluk olan çok mühim şahsiyetler diye bir liste yapsak, sanırım(!) Muhyiddin İbn Arabi çok yukarılardan girmiş bulunur listeye. Bunun yanında, hakkında bulunan az sayıdaki tarihi araştırmaların genel olarak yanlış değerlendirmelerden oluştuğu çok mühim şahsiyetler diye bir liste yaparsak, bu sefer çok daha yukarıdan girmiş bulunur ilgili listeye.
Claude Addas'ın bu, çok emeklerle hazırlandığı her halinden belli olan, eserinin önemi -belki de- tam burada ortaya çıkıyor. Her ne kadar kendisini Marifet Sultanı'nın peşinde sadık bir yolcu saydığı bariz olsa da, bu güzel yazar olabildiğince ortadan bakmayı başarıyor İbn Arabi'ye. Çok daha farklı yerlere çekilmesi muhtemel vakıalara hiç girmemiş bile. Bu açıdan bakıldığında, genel tarihi kirliliğe atılmış bir kurşun olarak da görülebilir Kibrit-i Ahmer'in Peşinde.
Meraklısı için bulunmaz bir nimet ama Muhyiddin İbn Arabi'yi tanımayanların okuyup da tanıyabilmesine olanak sağlayan bir çalışma değil elbette. Sanırım bu nitelikte bir eser de kolay kolay olamaz. Bazı şahsiyetler sığmıyor kelama, kaleme, akla...

52) İbrahim Tenekeci - Uçuş Denemeleri: Şairler (sadece) şiir yazsınlar derim genelde. Mümkünse edebiyattan başka mevzulara eğilmesinler vs...
Çok bencil ve ayakları yere basmayan bir istektir bu. Farkındayım ama genel eğilim o ki, güzelim şiirler kirleniyor tersi durumlarda. En iyi ihtimalle, çiziliyorlar... Kalem insanlaşıyor (ise), şiir sıradanlaşıyor...
Gidip İbrahim Tenekeci'yi bu yaraya ilaç gibi göstermeyeceğim ama sanki o dolaylardan bir çalışma Uçuş Denemeleri; çok dingin, serbest, rahatlatıcı, evhamdan uzak, (belki gerçek tevazuyu da ekleriz bunlara).
Hayat bazen soyutlaşmalı... beklentisi oluşuyor insanda. Ara ara bende oluşur en azından. Yadsınamaz gerçekliğe bir gider midir bu, yoksa kişinin kendi yalınlığına duyduğu tiksinti mi? Bilemiyorum. Ama var böyle bir şey. Hatta hayata dair karşılaştığımız tüm insani çıkmazların yegane sebebi budur sanıyorum.
Belki fazla sanıyorum..? Dert anlaşıldı sanırım. Son sanış olsun şimdilik. Nokta zamanı.
Soyutluğu kabullenmişlere Selam(!) olsun. İbrahim Abi'yi tanıyanlar göreve!

54) J. R. R. Tolkien - Silmarillion: Sen git böyle bir şey yaz ama ömrün vefa etmesin yayımlamaya. Tek başına bu ayrıntı bile hayata dair hüznün çok etkili bir örneği ya Hu. Kitap Christopher Tolkien ve Guy Gavriel Kay'in ellerinden bize geliyor. Her ikisine de sempatiyle antipati arasında bir yerlerdeyim bu yüzden. Hayat garip şey cidden.
Silmarillion'u nasıl anlatırız bilmiyorum. Tolkien çok büyük bir yazar. Ama bu kitapla değerlendirmemek lazım yazım gücünü zira dediğim gibi saf bir gözlem alanına sahip değiliz. Çok büyük yazarlığına yapılması gereken vurgunun sebebi ise, zihin gücünün devasalığı. Okunma ihtimali olan en şiddetli alegorik eserlerden biri denilebilir kolaylıkla. Okuyanlar zaten farkına varacaklardır alegorinin konusunu ama illa okunmalı demiş olayım.
Kitabın her bölümü ayrı güzel ama öne çıkanlar da elbet var. Sadece Beren ve Luthien için dahi okunur.

55) Samuel Beckett - Godot'yu Beklerken: Avangard tanımının en belirgin örneklerinden biri Godot'yu Beklerken. Avangardlığıyla da kalmayıp yazıldığından beri cümle içinde geçmeyi hak eden bir yapıt.
Aslında üzerine hiçbir şey söylemeden direkt olarak okunmalı diye etiketlemeli bu kitabı. Zira sadece üzerine yoğunlaştığı izlenimini verdiği konular değil, söylediklerinin tümü.
Beklemeyi, eylemselsizlikleriyle bütünleştirmiş insan prototiplerine dair daha iyi bir güzelleme yapılabilir mi diye düşünüyorum her okuyuşta. Ve her daim olumsuzvari cevaplar beliriyor zihnimde. Bir olguyu daha iyi resmeden kaç tane eser var bilmiyorum. Ama çok iyi bir örneği için en azından bir defa olsun okunmalı Godot'yu Beklerken.

59) J. R. R. Tolkien - Hurin'in Çocukları: J. R. R. Tolkien'in Orta Dünya'sına dair bir başka kitap. Silmarillion'un içinde bulunan aynı isimdeki bölümün çok daha geniş bir versiyonu Hurin'in Çocukları. Zaten hikayeyi sevmiştik önceki kitapta ama bu uzun versiyonu çok daha leziz haliyle.
Bir de uzun, kısa versiyon farklarına yakın zamanlarda şahit olmak daha farklı tadlar yaşattı. Bu açıdan biraz daha önemsedim sanırım. Ki zaten Orta Dünya'ya dairse bir kitap, okunmalı. Bir de üstüne güzel bir yazım olunca hem bu gerekliliği yerine getiriyorsunuz hem de bu lezzete ortak oluyorsunuz.

62) Ahmet Hamdi Tanpınar - Beş Şehir: Türk Edebiyat Tarihi için kırılma noktalarından biri benim için Beş Şehir. Deneme türünün henüz tam oturmadığı bir dönemde bu kadar sağlam yazılmış bir eser olması çok şaşkınlık veriyor insana. Beş Şehir, hakiki anlamıyla tam bir deneme. İlgili beş şehirle ilgili çeşitli yönlerden çok hoş denemeler yazılması durumu hakim kitabın oluşumunda. Denemelerin hoşluğuna Ahmet Hamdi Tanpınar'ın yer yer derin analizleri de eşlik edince durum iyice başka bir boyuta varıyor.
Deneme türünden hoşlananlar için bulunmaz bir nimet Beş Şehir. Deneme tanımı için örnek teşkil ediyor hatta benim için. Ki bilindiği üzere biraz geniş bir tanımı olabiliyor çoğu zaman Deneme türünün.

67) Orhan Pamuk - Cevdet Bey ve Oğulları: Kar ile çok fena vurmuştu Orhan Pamuk. Bu kitabı elbette bir Kar değil ama çok saygın yine. Yazar henüz 22 yaşında iken yazmaya başlamış kitabı. Bitirdiğinde ise 26 yaşında imiş. Ortaya çıkan şey ile bu yaşları düşününce insanın havsalası biraz garipleşiyor. Böyle bir şeyin sanki mümkün olamayacağına dair inançlarınız ön plana çıkıyor vs. Ama Kar'ı okumuşsanız hemen öncesinde, yapar evet inanırım, diyerekten kabullenme evresine geçiyorsunuz :)
Kitap hacimli. 700 harbi sayfası var. Ve bu yaştaki birinin böyle bir konuyu, ortaya hiç dökmeden koyması süper bir şey. Hani gündelik mevzular filan olsa esas konu, neyse denilir de, koskoca bir medeniyet dönüşümünün insan psikolojine yansımasından tutun da modernizmin en körpe sokaklarına kadar her şey var kitapta. İnanılmaz demek istiyorum :)
Kitap uzun. 4 yılda yazılmış. Kitabın başında bunu hissediyorsunuz. İlk bölümlerde sanki bir yazım basitliği fark ediliyor sonraki bölümlere kıyasla. Ama bu hiç mühim değil. Zira ilk bölüm de diğer özellikleriyle kurtarıyor. Kitap ilerledikçe yazımın kalitesi de artıyor vs. Bu gelişimi görmek bile zevkli.
Üzerine çok şeyler söylenecek bir çalışma Cevdet Bey ve Oğulları. Umarım okuyanı bol olur. Çok okunmayı gerçekten hak eden eserlerden biri diyerek de nokta koymuş olalım.

71) Fyodor Mihayloviç Dostoyevski - Yeraltından Notlar: Varoluş üzerine bir şeyler var ise bünyede, yani iyi kötü fark etmez bir şey olsun yeter, illa ki okumanız gereken bir roman Yeraltından Notlar.
Benim için yeri farklıdır. İlkleri, sonları çok önemserim imgelem olarak. İlk son ve son ilkleri ise daha bir başka önemserim. Yeraltından Notlar da bu imgeleme dahil. Dostoyevski'nin büyük sayılan romanlarının başlangıcı öncesi yazılmış son eser şeklinde tanımlanabilir kendisi. Bilindiği üzere her romanı başarılı değildir Dosto'nun. Özellikle ilk yazdığından sonra gelenler genel manada kabul görmemiştir. Yılmıştır. Ama pes etmemiştir. İlk bakıldığında tam tersi olarak gözlemlenecek kuru bir atılıma girişmiştir vs. Ama eninde sonunda, şuan bildiğimiz veya en azından algıladığımız insan haline gelmiştir. İşte o sürecin ilk taşan damlası denilebilir bu kitaba. Ki sonuna kadar hak ediyor böyle bir payeyi.
20. yüzyıl -başta Avrupalılar olmak üzere- varoluşçularının bariz şekilde etkilendikleri yegane eser de denilebilir sanki zat-ı alilerine. Etkilenilen eser boldur da bu şekilde bütünce bir etkileyiş sanıyorum çok az kitapta vardır.
Bence kendinden sonra gelen çok büyük kitaplardan önce okunmalı.

1 yorum:

Yorumunuz blog sahibinin onayından sonra yayınlanacaktır.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...