Basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2010 Pazartesi

2010 Dünya Basketbol Şampiyonası / Kupa, Dream 'Person'un

Finale kadar çok yorulmuşuz anlaşılan, özellikle dünkü Sırbistan maçı hem mental hem de fiziki açıdan bayağı bir etkilemiş bizi. Ne o gururlandığımız savunma ne de patlayıcı peşpeşe 2-3 hücumdan eser yoktu.


Maça iyi başlayan tek oyuncumuz Hidayet'in hemen başlarda sakatlanması da kötü oyunumuzla birleşince, maç sonuyla ilgili tahminler daha ilk çeyrekte filizlenmeye başladı.


Rüya Takım 2, çok konsantre başladı ve tüm maçı öyle de devam ettirdi. Savunmada çok serttiler. Bu sertlik çoğu zaman faulle karışsa da gerekli desteği ispanyol hakemden buldular ve sertlikleri maçın her dakikası artarak devam etti.


Anlayış farkı mı, oyunu algılama yeteneği mi yoksa 'tercih' mi desek ne desek bilemeyeceğimiz bir hakem üçlüsüyle karşı karşıyaydık. İspanyol hakemin neredeyse ilk yarı boyunca tüm kararlarının ABD lehine olması, diğer hakemin ispanyolun bu tutumunu dengelemek istermişçesine bize daha nüanslı davranması maça gölge düşürdü.


Maçla ilgili söyleyebileceğimiz çok şey var fakat kupayı elimizden alan en kesin şey, Kevin DURANT. İnsan olmasıyla ilgili çoğu zaman bizleri şüpheye düşüren bir performansla kupayı neredeyse tek başına kazandı. Kullandığı her 3'lük, attığı her dış atış girdi nerdeyse. Savunmada göz açtırmadı uzun kollarıyla; reboundlar, bloklar...


Her şeye rağmen, bizleri final oynamayla bile yetinmekte güçlük çektirecek bir psikolojiye getirmiş 12 Dev Adam'a sonsuz teşekkürler. Türkiye-ABD finalini yaşatmaları bile 'her yerlerinden öpmemizi' sağlayan bir başarı.

Son olarak değinmeden geçemeyeceğim. Final maçındaki seyircinin dünya üzerindeki hiçbir müsabakaya girmeme cezası almasını canı gönülden temenni ediyorum. Maç boyunca sahaya tren muamelesi yapanların, milli marşlar ve madalya takma seromonisinde ıslık çalma ve yuhlama gibi en az 28. dünya ülke vatandaşı davranışlarını sergilemeleri televizyon karşısında kıpkırmızı kestirmiştir sanırım, Benim gibi tüm Türk milletini.
Devamını Oku

12 Eylül 2010 Pazar

Miami Heat, Chicago Bulls'un Rekorunu Kırar Mı?


Yeni sezon öncesi Dwyane Wade'li kadrosunu LeBron James ve Chris Bosh'la, tanımı zor bir yere taşıyan Miami Heat'i şimdiden şampiyon ilan edenlerin sayısı bir hayli çok. Sadece Dwyane Wade'le bile her zaman şampiyonluk potasında olduklarını göz önünde bulundurursak, bu iki süperstarın katkısıyla şampiyonluk tahminleri yere çok sağlam basıyor.


3'lünün katıldığı spor programında Miami Heat'in, Chicago Bulls'un 1995-96 sezonundaki 72 sezon içi galibiyet rekorunu kırıp kıramayacağı bahsi açıldı. Ne yalan söyliyim bir Michael Jordan hayranı olarak bunu Ben de Steve Kerr gibi istemiyorum. O sezon MJ, kariyerinin en süper sezonunu oynamıştı ve efsanesi silinmez şekilde yazılmıştı tarihe. MJ'nin vitrin sezonlarından olan 1995-96'nın ismi gölgelensin istemiyor deli gönül smile.gif
Devamını Oku

2010 Dünya Basketbol Şampiyonası / PRİM


Gruptan çıktığımızdan beri kazandığımız her maçtan sonra takım kaptanı olarak 'hem maddi hem manevi destek bekliyoruz' diyordu, Hidayet Türkoğlu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bunu duymuş olacak ki Sırbistan maçı için verilecek priminde oldukça bonkör davranmış.

Milliler finalde ABD'yi geçerlerse bunun gibi DEV bir prim daha alacak. Yarı final primi, kişi başı 1.5 milyon lira. 12 Dev Adam'a helali-hoş olsun. Çatır çatır yerler umarım biggrin.gif

Yazan: Final çoşkusundan nevri dnmüş prim düşmanı!
Devamını Oku

2010 Dünya Basketbol Şampiyonası / TÜRKİYE - SIRBİSTAN

Mükemmel savunma ve 'böyle savunma yapana yanında güzel hücum eşantiyon' mantığıyla geldiğimiz yarı finalde işler istediğimiz gibi başlamadı ilk çeyrekte. Maçın başından beri devamlı önde olan takım Sırbistandı. Kolayca sayı buluyordu iki takım da. Bu tempo bizim oyun anlayışımıza uymadığından Sırbistan, maçı hep 6 sayı ortalamayla önde götürdü.


Taraftar desteğini alan milliler, ikinci periyotta daha derli toplu oynamaya başladıysa da, her farkı kapatışımızda Teodosic moderatörlüğünde Savanovic ve Keselj'in dış atışlarıyla farkı yine 8 ve üstüne çıkarmayı bildiler.


Üçüncü periyotla beraber klasik Sırbistan çirkefliği de sahada yerini aldı. Hakemleri her seferinde nasıl kendi taraflarına çekmeyi başarıyorlar gerçekten takdire şayan bir yetenek. Ömer Onan ve Ender Arslan'ın bu dakikalarda ihraç alacağını dahi düşündüm.


Teodosic'in ortalığı karıştırma çabaları neyse ki millilerin klasik savunma anlayışına dönmesiyle bir nebze başarısız oldu. Ender, Kerem ve Hidayet'le bulduğumuz 3'lüklerle iyice maça ortak olduk.



Maçın son anları adeta nefes kesti, önce Sırbistan serbest atışlarla durumu 80-79'a getirdi ve öne geçti. Bitime 4.6 saniye kalırken yine 82-81 öne geçtiler. Mola alan Türkiye oyuna kenardan başladı ve Kerem Tunçeri'nin maçın sona ermesine 0.5 saniye kala durumu 83-82'ye getirdi. Sanırım basketbolu yakından takip eden herkes, Derek Fisher'in NBA finallerinde 0.4 sn kala attığı sayıyı hatırlamıştır bu dakikalarda.

Son topu Velickovic'le kullandılar pota altında buluşturarak. Semih Erden'in yaptığı mükemmel blok, Sırbistan'ın son topu potaya yollayamadan maçın bitmesini sağladı ve Türkiye tarih yazarak finalde ABD'nin rakibi oldu.



Bendenizi en çok Teodosic'in yıkılmış vaziyette soyunma odasına gidişi sevindirdi. O yıkık vaziyette dökük dökük giderken, içimde tutamadığım bir Erol Taş gülüşü atarken buldum kendimi. Güç insanı yoldan çıkarır derlerdi de inanmazdım oleyo.gif

Şimdi rakip ABD. Kevin Durant psikopatının bugünkü 38 sayısı moralleri bozsa da, 12 Dev Adam'a olan inancımız tam. 'Buraya kadar getirip şerefli bir yenilgiyle turnuvayı kaybetmek olmaz' önkomutlu güzel bir zafer yaşarız umarım yarın.
Devamını Oku

11 Eylül 2010 Cumartesi

2010 Dünya Basketbol Şampiyonası / YARI FİNAL


Şampiyona öncesi buraya geleceğimizi hem de bu şekilde geleceğimizi kim söylese 'hı hı evet' derdik herhalde. Ama ne o şampiyona öncesi hazırlık turnuvalarındaki gelmeli-gitmeli maçlar ne de savunmayı unuttuğumuz maçlarla karşılaştık şampiyona boyunca. Mükemmel bir konsantrasyonla, savunmadan ödün vermeden mükemmel sonuçlarla artık yarı finaldeyiz.


Şimdi önümüzde Sırbistan var. Yugoslav ekolünün en önemli temsilci konumundaki Sırbistan, pota altındaki NBA etiketli Nenad Krstic'i, İspanya maçında 3'lük tanımında ufak tefek değişiklikler yapmış Velickovic, Bielija ve Keselj 3'lüsü ve yer yer psikopatlaşan Teodosic'iyle genç yaş ortalamasına rağmen kupa alma şansı olan takımlardandı şampiyona öncesi. Çok aksiyonel olmalarına rağmen savunmayı kolaylıkla unutmaları yumuşak karınları. Bu açıdan bakıldığında bir adım önde gibiyiz ama Teodosic bir an bırakılmamalı. Sanırım Ömer Onan savunmasıyla bunalır ama kesinlikle tek kişi yetmeyecektir savunma için.


Turnuva başından beri kesin olan bir şey varsa, o da 12 Dev Adam'ın DEV savunması. Bu savunmayla Slovenya'nın en etkili 2 ismini sahadan silmişken, Sırbistan'ın Teodosic'ini tutamamamız pek olası gözükmüyor. Savunmayı başardığımızda zaten hücum kendiliğinden geliyor (bkz Fransa ve Slovenya maçları, 95'er sayı). Hidayet'in de önceki maçlarda olduğu gibi takımı hücumda yönlendirmesiyle işler tıkırında gider diye bir kanı oluşmuş durumda bende.
Devamını Oku
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...