Belgesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Belgesel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Ashes and Snow (2005) - "Başka Bir Şey" gibi bir şey!


Çok başka bir çalışma bu. Kısa başlık açmayı nefsine yediremeyen bu bencili bile kendisiyle gönüllü şekilde çeliştiren bir şey. İlham denen şeyin en güzel bir müsebbibi. Diğer tüm yapımlar gibi şekilsel yönden (yönetmen-senarist-yapımcı-oyuncu) incelenemeyecek bir şey. İçeriğine dair söylenecek hiçbir şeyin, anlattıklarıyla neredeyse alakası olmayacak bir şey.

Kelimeler gerçekten yetersiz gelebilir anlatmaya. Denemek lazım gerçi ama emin gibiyim; sarf edilen tüm harf-hece-kelime kombinasyonları büyük ihtimalle yetersiz gelecektir... "İlgili denemenin haddi bizden muaf nasılsa" diyerek, duymamışlara, önemsememişlere, göz ardı etmişlere hatırlatma babında olsun başlık. Dahası olmasın lütfen. Başarısızlık, o kadar da yedirilebilen bir vakıa değildir nazarımızda!


Küller... Ah o küller!
Kucağını açan okyanuslar...
Masumiyetten beslenmiş ilim önünde diz çöken tonluk filler...
Ahenkleriyle büyüleyen kuzgunlar...
Çıta, vaşak, kaplan... enfesimsi çekicilikleriyle yırtıcılar...
Bugüne kadar hep yanlış bilinmiş yıldızlar...
Sanılanın aksine kaldırma kuvvetinden ziyade hipnozumsu devinimler bahşeden sular...
Ruhu zapt eden, yakaladığı kalbi daha da salmayan o tinsel tınılar... Sesler...
Ayak izleriyle varlığına şükredilen kızgın mı kızgın çöl yadigarları... Kumlar...
Hayatın kaynağı ayağına yatan güneşin bile kıskanacağı parıltılar...
Kar mı kara mı olduğu belli olmayan şeyler...
Ve küller... her şeyin başlangıcı... her şeyin bitişi... O kutsal şey. Küller!

Daha pek çok şey, pek çok...

Jules Verne'nin alıntısıyla başlayan bir kitap okumuştum zamanında. Şöyle diyordu üstad; bak, bütün gözlerinle bak. İlla bir tanım yapılmalı ise, bu aciz böyle der bu yapıma. Bütün gözlerinizle bakmanız gereken bir şey Ashes and Snow. Hatta imkanı onlarlar sırf bu sefere özel birkaç göz daha edinsinler. Lazım olacak!



Bu kadar.








.
Devamını Oku

26 Ocak 2012 Perşembe

Pina (2011) - Görsel Bir Terennüm!

Spoiler içermez. Rahat rahat okuyabilirsiniz.


Orijinal boyutu için tıklayınız

Kategorizeleştirme eğilimimin ne kadar rahatsız edici hatta ne kadar vahim ve korkutucu boyutlara ulaştığını, sarsıcı bir şekilde yüzümde hissetmemi sağlamış tokat hükmünde bir yapım Pina. Zira bu şey, ne tam bir belgesel ne de tam bir film. Anbean gördüğüm her sahnenin etkileyiciliğine dair tam bir kendini verme halinde olsam da, beynimin bir köşesinde bu izlediğim şeye ne diyeceğim mevzusunu düşünüyordum izlerken. Düşünmekten kendimi alıkoyamadım diyelim. Böylesi daha dramatik ve obsesif :)
Devamını Oku

17 Kasım 2011 Perşembe

Batıya Doğru Akan Nehir - TRT'den Bir Belgesel Serisi Daha


Çekimlerinin haberini duyduğumdan beri beklemede olduğum bir seriydi Batıya Doğru Akan Nehir. İsmi klişe gibi dursa da benim için her zaman geçerliliği olan bir kalıptır bu. Pek çok türevi vardır ve hepsi de candır, canandır. Sanırım vuslat öğeleri barındıran bir vahdet seziyorum bu kalıpta. Yekliğe doğru açılmış kutsal bir devinim!

Belgesel aslında Eylül ayında başladı Trt bünyesinde. Şuan halihazırda yayınlanmış 8 bölümü mevcut. Neredeyse yedi-sekiz aydır beklememe rağmen araya giren yazılması gereken yazılar, çıkması gereken dergiler, gidilmesi gereken okullar ve tabi ki izlenilmesi gereken filmler derken bu zamana kadar başlayamadım bir türlü. Ama artık öncelikle yayınlanmış bölümleri hafiften izleyecek ve ondan sonra da haftada bir yayınlanagelen bölümleri takip edebilecek durumdayım.

Hani izlememiş olanlar veya belgeselin ismini duymamış olanlar vardır da izlemek isterler diye başlama niyetimi açıktan belirteyim istedim. Pişman olmayacağıma neredeyse eminim. Bakalım bizimkiler nasıl bir şey yapmışlar. Bölümleri izledikçe hafif yorumlar da gelebilir.


Burada sözü -henüz izlemediğimden- belgeselin yapımcılarına bırakıyorum. Belgesel şöyle bir şeymiş;
Verimli Mezopotamya ve Anadolu topraklarında başlayan insanlığın uzun medeniyet yolculuğu yaklaşık on iki bin yıl öncesine uzanıyor. “Batı’ya Doğru Akan Nehir Medeniyet Belgeseli”, bu uzun yolculuğu objektif bir bakış açısıyla anlatıyor.

Dünya kamuoyunun dikkatini uygarlığın gerçek doğum yerine, yani Orta Doğu’daki iki nehrin arasına, Mezopotamya’ya çevirmeyi amaçlayan “Batı’ya Doğru Akan Nehir” Bahçeşehir Üniversitesi Medeniyet Araştırmaları Merkezi (MEDAM) tarafından, Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin katkılarıyla hazırlandı. Çekimlerine iki yıl önce başlanan “Batı’ya Doğru Akan Nehir Medeniyet Belgeseli” için 16 ülkede çekim yapıldı, 200 civarında düşünür, sanatçı, bilim adamı ve politikacıdan görüşler alındı ve en gelişmiş bilgisayar grafikleri bir araya getirilerek eski çağların şehirleri ve eserleri dramalar ile tekrar canlandırıldı. Her biri 45 dakikalık 20 bölümden oluşan belgeselin uzun ve kısa olmak üzere iki versiyonu bulunuyor.
Uluslararası fikir önderleri tarafından ‘medeniyet üzerine çekilmiş en kapsamlı belgesel’ olarak nitelendirilen proje, 11 Eylül saldırılarından sonra dünyaya yayılan Doğu ve İslam muhalefetine karşı, insanlığı daha dengeli bir bakış açısıyla buluşturmak için hayata geçirildi. “Batı’ya Doğru Akan Nehir” bir barış belgeseli olmayı amaçlıyor.

Başbakanlık Türk Tanıtma Fonu’nun destek verdiği ve İngiltere’nin en büyük yapım şirketlerinden Lion TV’nin yapımını üstlendiği bu belgesel TRT’de gösterilmeye başlandı.

Bu da tanıtım filmi;
Devamını Oku
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...