Malum, birçoğumuzun uzun zamandır beklediği film vizyona girmiş bulunuyor bugün itibariyle. Beklentilerimi önce şu daha sonra da ikinci fragmanla beraber şu başlıkta söylemiştim.
Şahsen kalabalık salonlarda film izlemek pek tercih ettiğim bir şey değil. Bu yüzden bu haftasonu gitmeyi düşünmüyorum. Filmi izleyenlerden de garip, birbiriyle çelişkili ve kafa karıştıran yorumlar gelmeye başlayınca bir sorayım dedim. İzleyenler nasıl buldular filmi?
Daha önceden ilk fragmanla beraber başlık açmıştım bu film için (New York'ta Beş Minare - Mahsun'un Yeni Filmi :D). Tabii her fragman için aynı filmin farklı başlıklarını açacak değilim ama bu seferki bir istisna olsun. Çünkü yeni gelen fragman ciddi derecede coşku kattı Bendenize. Yeni afiş de var hem :D
Holivud'dan fırlamış gibi bile durmayan direkt made in Los Angeles havasını soluduğumuz bir fragman olmuş. Bir saniyesinin bile aksiyonsuz olmamasını mı, kelli felli oyuncuların arz-ı endam etmesini mi, konunun Bendeniz açısından biraz daha netleşmiş olmasını mı, 1:33'te başlayan Itri'nin o mükemmel bestesiyle yeniden hayat bulmuş olağan üstü salavatın New York semalarını şereflendirmesini mi sayayım bilmiyorum. Her yönüyle 5 Kasım'ı bekler bir duruma soktu bu yeni gelen fragman.
Mahsun'u sevmem, bugüne kadarki filmlerini de sevmedim ama bu başka gibi geliyor. İlk fragmanda iyice Deccal tanımlaması yapıştırılmış gibi gözüküyordu. Ama bu fragmanda olaylar değişmiş gibi. Hoca'nın gözaltına alınmadan Malezya, Çin ve Hindistan'a kaçabilme imkanı varken bile bunu elinin tersiyle itmesi olsun, toplu namaz kılarken arkasında her milletten insanın saf tutmuş olması olsun bir çok gerçek hayatla paralel durumu filmde göreceğiz anlaşılan. Bir tarafta İslam'ı ölmek ve öldürmek üzerinden tanımlayanlar bir tarafta da İslam'ı eğitim görüp tüm insanları eğitmek üzerinden tanımlayanlar olacağını kestirmek hiç de zor değil.
İlk fragman sonundaki tahminlerimin tutmaması, ikinci fragman sonundaki tahminlerimin tutması ve çeşitli abukluklardan uzak bir film olması temennisiyle 5 Kasım'ı bekliyorum...
Mahsun'un bu sefer vitrin olarak kullandığı sanatçılar; Haluk Bilginer, Mustafa Sandal, Zafer Ergin, Salih Kanyon, Hüseyin Avni Danyal ve Ali Sürmeli. Bu 'çakallığa' pis alışması var olan antipatimi körüklese de, Benim bile filmi bekliyor olmam bu stratejisinin ne denli iyi bir pazarlama ürettiği ortada.
Ele alınan hikaye son zamanlarda sıklıkla kullanılan hikayelerden gibi gözüküyor. Şuan için ne konuşsak erken olacak. Bekleyip göreceğiz Takva, Takiye, Büşra gibi filmlerin yanında yer bulup bulmayacağını!!!
Her şeye rağmen 'aklı başındadır bu insanların' deyip Deccal karakteriyle Fethullah Gülen'i yapyanlış bir karaktere sokmamıştırlar. Bekleyeceğiz artık...
Bazen kara-kıskanç bir rüzgar gelir. O ana kadar olmuşları, o andan sonra olacaklarla beraber alır götürür. Götüren mi götürülenlerden mi olmak arasında gidip gelenim. Belki birkaç şey daha..!