Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2012 Perşembe

Lullaby - Tüm Uyuyanlara Gelsin!

Son zamanlarda şiirden yana tembelleşmiştim. Tüm fiillerinden hem de; yazmak, okumak, seslendirmek, mana derinliklerine dalıp kaybolmak, dinlemek, birilerinin gönüllerine isabet ettirici tanımlar geliştirmek... Sanırım yorulmuş bu tembellikten yüreğim; şiirsemiş...

Farklı ve alakasız yollarla da olsa aklıma Lullaby şiiri geldi. Sanırım halihazırda en sevdiğim şiirler arasında ilk öğrendiğim şiirdir. Aslında ismi bu değil ama açıklamalara girip de akışkanlığı bozmaya mahal yok; Lullaby'dir hasılı.

William Blake'nin oluyor kendileri. Diğer pek çok William Blake üretimi gibi derinlere yollar insanı. Ki romantizme dahil edemeyeceğimiz kadar romantik olan bu amcamız, derinlerde yaşamış belli ki. Farklılığı tüm manalarıyla bünyesinde toplamış bu üstün insanı, şöyle uzaktan bir izlemek isterdim. Şiirlerini yazarken dingin mi, yoksa olabildiğince coşkun mu takıldığını her daim merak ederim. Zira dinlerken ikisini aynı anda hissetmeyecek metabolizmada kesinlikle bir aksaklık vardır. Kesin!

Efendim, şiir güzel ama sadece şiirden sebep değil başlığın açılışı. Bazı sesler vardır. Sanki cennetten gelmişçesine büyüleyicidirler. Sadece mırıldanışları bile alır götürür uzaklara... Hatta o kadar anlatılmazdır ki tadları, götürdüğü o uzaklardan gelmeyi başaramazsınız, başarmaya azmetmezsiniz bile. Değil mi ki, niyet ameldir. Ne diye çabalansın ki dönüşe!

İlgili sesin yazı özelinde sahibi Loreena McKennitt oluyor. O buram buram Kuzey esintili sesine naçizane saygı durup, ikinci bir enfes sese geçelim. Parçada da dinleyeceğiniz üzere, tüm iflah olmaz Loreena McKennitt dinleyenleri gibi, ilkin Cedric Smith zannedeceğiniz amca aslında Douglas Campbell. William Blake'ye saygısızlık yapmış gibi olmamakta fayda var ama insan en ön plana bu amcayı getirmeden edemiyor ilgili parçayı her dinlediğinde. The Lord Of The Rings havasını sonuna kadar zerk eden mükemmel bir Gandalf havası var sesin tüm atomlarında. Hani şiire aşinaysanız, üstüne bir de Yüzüklerin Efendisi müptelasıysanız, kaçarı yok, her dinleyişte -gözleriniz açık dahi olsa- Orta Dünya'nın sınırları içinde görürsünüz kendinizi. Gri Gandalf'ın, ara yenilgisinden sonra, gökteki ötelere gider yapması canlanır zihninizde. Açmıştır kollarını iki yana olabildiğince. Çakan şimşeklerle aydınlanan zifiri gecede yağmur yağıyordur. Gözleri açmak zordur ama içindeki gider o kadar büyümüştür ki Kadim Bilge'nin, göz kapaklarını bile kırpmaz ve tüm ölüm uykularındakileri kaldıracak muhteşem "ninnisine", o anlatılmaz direngenliğe sahip sesiyle en pes perdeden başlar! İşte böyle leziz DÜŞünüşler çıkar şiirden... Siz de kendi canlandırmalarınızı yazınız efendim :)

Orijinali
O for a voice like thunder, and a tongue
To drown the throat of war! - when the senses
Are shaken, and the soul is driven to madness,
Who can stand? when the souls of the oppressed
Fight in the troubled air that rages, who can stand?
When the whirlwind of fury comes from the
Throne of god, when the frowns of his countenance
Drive the nations together, who can stand?
When sin claps his broad wings over the battle,
And sails rejoicing in the flood of death;
When souls are torn to everlasting fire,
And fiends of hell rejoice upon the slain,
O who can stand? o who hath caused this?
O who can answer at the throne of god?
The kings and nobles of the land have done it!
Hear it not, heaven, thy ministers have done it!

Bir durum var yalnız. Nette dolaşan şöyle (versiyon 1) bir çeviri var ama kimindir bilmiyorum. Gayet güzel bulmuşumdur, o sebeple onu da ekleyeyim ama yeni başlık için çevrilmiş bir tercümemiz (versiyon 2) de var. İkisini de okuyun canım ne olacak yani :) Yeni çeviri zamanla güncellenebilir, telifi filan her bir şeyi vardır ona göre :D

Versiyon 1
Ah, gök gürültüsü gibi bir sesin hatırı için, ve savaşın 
Gırtlağını boğacak bir dilin hatırı için!—Duygular 
Sarsıldığı zaman, ve ruh çılgınlığa sürüldüğü zaman, 
Kim ayakta durabilir?
Ezilmişlerin ruhları 
Kırıp geçiren dertli havada döğüşürken, kim ayakta durabilir?
Korkunç öfkenin hortumu geldiğinde 
Tanrının Tahtından, çehresindeki kaş çatışları 
Milletleri bir araya getirirken, kim ayakta durabilir?
Günah geniş kanatlarını harbin üzerinde çırparken, 
Ve yelkenler Ölüm selini kutlarken; 
Ruhlar hiç bitmeyen ateşin içine yırtılırken, 
Ve Cehennemin dostları katledilenlere sevinirken, 
Ah kim ayakta durabilir?
Ah kim sebep verdi buna? 
Ah kim cevap verebilir Tanrının tahtında? 
Kralları ve Asilleri Yeryüzünün, sizler yaptınız bunu! 
İşit ya da işitme, Gökyüzü, senin elçilerin yaptılar bunu!

Versiyon 2
Gök gürültüsünü andıran bir ses ve savaşı boğazlayacak bir dilin hatrı için!
Duygular sarsıldığında ve ruh çılgınlığa sürüklendiğinde,
Kim dayanabilir? Mazlumların ruhları o kuduran sıkıntılı havada savaştığında,
Kim dayanabilir? Hiddet kasırgası Tanrının tahtından geldiğinde,
çehresinden yayılan hoşnutsuz bakışlar milletleri bir araya getirdiğinde, kim dayanabilir?
Günah geniş kanatlarını savaşın üzerinde çırptığında,
ve ölüm selinde neşeyle süzüldüğünde;
Ruhlar sonsuz ateşe fırlatıldığında,
Ve cehennem iblisleri katledilenlere sevindiğinde,
Kim dayanabilir? Kim buna sebep oldu?
Kim Tanrının tahtında hesap verebilir?
Diyarın hükümdarları ve asilleri yaptı bunu!
İster duy ister duyma, gökyüzü, vekillerin yaptı bunu!

Ve tabii ki başlığın en asıl sebebi olan o muhteşem parça; Loreena McKennitt ve Douglas Campbell ikilisinden, gitmemek üzere, geliyor...

Devamını Oku

16 Şubat 2011 Çarşamba

İyi Adama Bir İki Soru - Şiir Tanıtımı


İlk not: Yazı biraz ağır mı olmuş ne? Onun için bir not ekliyim istedim. Yazı herhangi belirli bir sistemi ele almıyor. İlla eşlemek istiyorsanız iki seçenek var; ya her sistemle alaka kurun ya da hiçbir sistemle kurmayın.
Kişiler-kurumlar hatta yargılar üstüdür, tüm göndermelerim.

Şu naciz hayatımda en fazla önemsediğim kavram, orjinallik. Sıradanlıktan aşırı derece nefret etmem mi orjinalliği bu derece önemsememi sağlıyor, orjinalliği önemsediğim için mi sıradanlıktan bu derece nefret ediyorum bilmiyorum ama kesin olan bir şey var ki; orjinallik candır. Dahası elzemdir. Lakin dikkat edilmesi gereken bazı durumlar var. Öncelikle orjinallik iyi diye, illa da orjinal olunmaya kasılmamalıdır. Bu yapıldığında olayın ruhu tamamen ortadan kalkar ve diğer sıradan(!) insanlardan hiç farkınız kalmaz.

Sıradan insan deyince, nasıl da üstümüze hiç alınmıyoruz değil mi? Halbuki hepimiz onlardanız. Hani şu genelde ''iyi insan'' denilen tiplerden. Sahipleri(!) tarafından atılan çomakları yakalamanın çok matah bir şey olduğuna inandırılmış insanlar... Çomağı yakalayarak sitemin adamlığı payesini kazandıklarında, nirvanaya ermişçesine huzurla dolan insanlar... Örnek gösterilen, hedef insan prototipleri...

Bu tip insan olmak hiç de zor değil aslında. Eğer hala orjinallikle hayatını devam ettiren ve bu modele gıptayla bakanlar varsa iki-üç adımda kolaylıkla ''iyi insan'' olabilirler. İlkin sorgulamaktan vazgeçin. Gerçek doğruya, sorgulamaktan ziyade var olanı kabullenmekle ulaşabileceğinizi sanmaya başlayın. Merak etmeyin gerekli tüm materyal, kurulu düzen tarafından önünüze serilecektir. Yakalamanız istenen çomaklar da çok geçmeden havalarda gözükmeye başlar zaten. İçgüdülerinizi serbest bırakın ve yakaladığınız çomakları sahibinize götürürken size vereceği ödülleri hayal ederek zevkten dört köşe olmaya bakın.

Sonra sistem içinde yükselmeye başlar ve belki de çomak atanlardan biri bile olabilirsiniz. Bu konuma yükseldiğinizde(!) de zaten olayı çözmüş olacaksınız ve benim bu önerilerime ihtiyacınız kalmayacak. Onun için burada yollarımız ayrılıyor şimdilik.

Gelelim bu yazının nereden çıktığına. Bu ''iyi insanların'' her daim çevremizde olduğunu bilsek de, bazı zamanlar yine de pişti oluyoruz bu tiplerle. Yine bu pişti durumlarından birinde, pişti olduğum ''iyi insana'' kendisinin ne durumda olduğunu anlatmaya çalıştım. Lakin ''söylenen hiçbir şeyi anlamamak'' başta olmak üzere, ''iyi insan'' olmanın tüm gereklilikleri hazır ve nazırdı bu güzel arkadaşımda. Son söz olarak kendisine bir şiir armağan etmiş ve ayrılmıştım.

Aradan geçen 2 seneye yakın süreden sonra az önce, o arkadaşımdan bir mail aldım. Ayrılırken verdiğim şiiri daha iyi anladığını, artık o ''iyi insan'' lardan olmadığını söylüyordu. Tabii bendeniz de henüz kesin sonuçlar veren bir tedavisi olmayan, tüm insanlığın bu ortak hastalığından bir kişinin daha kurtulmuş olmasının verdiği şevkle bilmeyenler için bu güzel şiiri paylaşayım dedim. Gerçi gördüğüm kadarıyla bloglarda bu tür yazılar pek rağbet görmüyor ama en azından şiire denk gelir umarım birileri ve ufak da olsa olumlu yönde etkilenirler. Bertolt Brecht'ten geliyorrrr;

İyi Adama Bir İki Soru
Anladık iyisin,
Ama neye yarıyor iyiliğin?

Seni kimse satın alamaz,
Eve düşen yıldırım da
Satın alınmaz.
Anladık dediğin dedik,
Ama dediğin ne?
Doğrusun, söylersin düşündüğünü,
Ama düşündüğün ne?
Yüreklisin,
Kime karşı?
Akıllısın,
Yararı kime?
Gözetmezsin kendi çıkarını,
Peki gözettiğin kimin ki?
Dostluğuna diyecek yok ya,
Dostların kimler?

Şimdi bizi iyi dinle:
Düşmanımızsın sen bizim
Dikeceğiz seni bir duvarın dibine
Ama madem bir sürü iyi yönün var
Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine
İyi tüfeklerden çıkan
İyi kurşunlarla vuracağız seni.
Sonra da gömeceğiz
İyi bir kürekle
İyi bir toprağa.
Devamını Oku

3 Ocak 2011 Pazartesi

Senai Demirci & Alper - Şehadet Müjdesi

Aslında bu şekilde post atmadığımı farkediyorsunuzdur. Şuana kadar kendimin yazmadığı hiçbir şeyi alıntılayaraktan post açmadım. Lakin önceki yazıda da (albüm tanıtımı) dediğim gibi albüm acayip sardı ve sözlerini yazma gereği duydum. Nette de olmayınca bir görev bildim. Bir nevi vefa göstergesi olsun...

İlah yok, yalnız Sensin Allah
Muhammed'dir Senin kulun ve Senin elçin
İşte şehadetimiz
La İlahe İllallah Muhammedün Resulallah

Yalnız Sanadır kulluğumuz
Başkası bize yeter değil
İçimizdeki en güzele ancak kulluğumuzla benzeriz
Yalnız Seni çağırırız
Yalnız Seni söyleriz
La İlahe İllallah Muhammedün Resulallah

Adımı başka bilin
Aramasınlar beni
Hatırımı bir Sen bil
Ey Allahım
Devamını Oku

Senai Demirci & Alper - İhlas'la Yürümek

Aslında bu şekilde post atmadığımı farkediyorsunuzdur. Şuana kadar kendimin yazmadığı hiçbir şeyi alıntılayaraktan post açmadım. Lakin önceki yazıda da (albüm tanıtımı) dediğim gibi albüm acayip sardı ve sözlerini yazma gereği duydum. Nette de olmayınca bir görev bildim. Bir nevi vefa göstergesi olsun...

Varlığında yok olduğum
Varlığında kaybolduğum
Varlığında kendimi bulduğumsun ya Allah
Beni benden öteye taşıransın
Beni benden sonraya taşıyansın
Elimde olanlarla elimde olmayanlar için ettiğim duamı vesile bilip
Elimde olmayacakları bana verensin
Elimden geleni yapıp etmemi
Elimi açıp çaresizliğimi göstermem gibi
Dua diye kabul eden Sensin
İmkansızımı mümkün eyleyen Sen
Çaresizliğimi çare eyleyen Rahman
Olmayacak işleri ol diye olduran Rahimsin
Sensin Allah, Sensin Ehad
''Kul hüvAllahü Ehad...''

Varlığın, korkuların hepsinin sonrası
Sen varsın her şey var
Yakınlığın, hüzünlerin cümlesinin öncesi
Sen yarsin, her şey yar
Sensin Allah, Sensin Ehad, Sensin Samet
''...Kul hüvAllahü Ehad, AllahüsSamed...''

Doğurmuşların hepsi Senin rahmetinle anadır
Analar Senin merhametinden emmektedir şefkati
Doğurulmuşların hepsi Senin rahmetinden bir damladır
Sevmeye doyulmaz yavrular, gözbebeğimiz kızlarımız, canözümüz oğullarımız
Senin bize rahmetinin gölgesidir sadece
Anaların evladına muhabbeti senin muhabbet denizinden taşıp da geldi
Övünülen oğulların, sevilen kızların cümlesi
Senin rahmet hazinenden göğsümüze yağmur diye yağdı
Doğurduklarımızdan daha çok severiz Seni
Evlatlarımızdan daha vazgeçilmez biliriz yakınlığını
Sen doğurmadın da doğrulmadın da
''...Lem yelid ve lem yuled...''

Hiç kimse Senin gibi değil
Hiç kimse Senin yaptığın iyiliği yapacak değil, yapmış değil
Hiç kimse Senin kadar yakın değil
Hiçbir şey Sensiz sevilir değil
Hiç kimse hiç kimseye, Sen olmasan tanıdık değil
Sen görmesen bizi, göz gözü görür değil
Kalpler kalplere yar değil
Ey bizi bu benzersiz varoluşa layık görenimiz
Ey bizi bu bu eşsiz varlık neşesinin baştacı eyleyenimiz
Ey bizi sırf sevdiği için sonsuza kadar yanında olmaya layık görenimiz
Ey Allah senin gibisi yok bize
Senin gibi bildiklerimizden yüz çevirdik işte
''...Ve lem yekün lehu küfüven Ehad.''
Devamını Oku

Senai Demirci & Alper - Kalbin Çığlığı

Aslında bu şekilde post atmadığımı farkediyorsunuzdur. Şuana kadar kendimin yazmadığı hiçbir şeyi alıntılayaraktan post açmadım. Lakin önceki yazıda da (albüm tanıtımı) dediğim gibi albüm acayip sardı ve sözlerini yazma gereği duydum. Nette de olmayınca bir görev bildim. Bir nevi vefa göstergesi olsun...

Bilmeyi bilmeden
Kendimi bilmeden daha
Kendini bildiren Sensin bana
Beni, hep bilen Seni bilmekle onurlandırdın
Ey gaybı ve şehadeti bilen
Ey bilineni bilinmeyeni bilen Alim

Yüzüm yerde kalırdı
Tutmasan ellerimi
Beni bana verenim
Rabbim benim

Hiç görünmediğim ve hiç görmediğim zifiri karanlıklarda
Beni görüp kendine şahit eyledin beni
Hiç görmeyen beni
Hep gören Seni görmekle şereflendirdin
Ben gözlerim için teşekkür etmeye ayırsam bu ömrü
Yetmez ki ey kullarının ettiğini gören Basir

Şekil verdin şekle sığmayan o sonsuz güzelliğinle
Ve kalbimi verdin bana, evet kalbimi
Yeter dedin, bu kuluma yalnız bu kalbi yeter
Dedin ki; onunla yürüyecek, onunla koşacak, onunla konuşacak ve onunla görecek
Bu kalp öyle bir kalp ki
O kalpte yalnız Ben olacağım
Benden başka hiçbir şeye orda yer olmayacak
Devamını Oku

Senai Demirci & Alper - Dost'un Huzurunda

Aslında bu şekilde post atmadığımı farkediyorsunuzdur. Şuana kadar kendimin yazmadığı hiçbir şeyi alıntılayaraktan post açmadım. Lakin önceki yazıda da (albüm tanıtımı) dediğim gibi albüm acayip sardı ve sözlerini yazma gereği duydum. Nette de olmayınca bir görev bildim. Bir nevi vefa göstergesi olsun...

Ah ki rabbim Kulların bu günahkar olur
Bin günah etsek de babamız Ademce günahımızı itiraf ediyoruz ya
Ümidimiz o ki
Bugün ah kar olur
Ümitlendikçe rahmetini bulduk ya avuçlarımızda
Yine Senden yine Sana sığınmanın tek çare olduğunu gördük ya
Eminiz ki eminiz ki bu günah kar olur

Biz rahmetine rağmen Senin affından ümit keserken
Sen isyanımıza rağmen bizim tevbemizden ümit kesmedin
Bağışla bizi ört ayıplarımızı
Affeyle günahlarımızı
Ey rabbi rahim ey gafurur rahim ey tevvabı rahim
Sen öyle bir dostsun ki
Daha ben ortalarda yokken dost saydın beni
Bu yetmemiş gibi sonra merhametinin gölgesinde
En yakının sayılayım diye insan kıldın beni
Hayvanlar arasında anılsın isteseydin ismimi
İtiraz edemeyecek kadar habersizken insanlıktan
İnsan olayım da şükredeyim diye haberim bile yokken benim
Dost saymışsın kendine beni

Efendisinin kendisini en yakını saydığı başka hangi bende vardır acaba
Sahibinin kölesine bu denli himmet gösterdiği
O bilmezken onu hediyelerle şereflendirdiği başka efendi bulunabilir mi acaba
Hem her şeyimle sahibimsin
Hem hiçbir şekilde bana muhtaç değilsin
Hem de bana bütün aldatmalardan uzak
Sadece benim yararımın öncelendiği bir dostluk bahşediyorsun
Sensin mevlam Sensin biricik dost
Dostluğu her şeyi bize dost eden
Bizi bize aşina eyleyen rabbi rahimimiz
Senin nurunla tanıdıktır eşya
Seni bilmekle kardeşimiz olur dağ taş deniz derya yıldızlar ve sema
Senin dostluğunla tebessüme gelir güllerin yüzü ve gülyüzlüler
Affeyle bizi
Mağfiret eyle bize
Merhametini değdir kalbimize
Ey Allah
Devamını Oku

Senai Demirci & Alper - Yakınlık Şarkısı

Aslında bu şekilde post atmadığımı farkediyorsunuzdur. Şuana kadar kendimin yazmadığı hiçbir şeyi alıntılayaraktan post açmadım. Lakin önceki yazıda da (albüm tanıtımı) dediğim gibi albüm acayip sardı ve sözlerini yazma gereği duydum. Nette de olmayınca bir görev bildim. Bir nevi vefa göstergesi olsun...

Susadığımızda ne çok serap görürüz
Olmadığı yerde su görürüz de
Var olmayanı bile varmış sanırız da
Hep var olan Seni hiç yokmuş sayarız
Gözümüz yokken bizi gören Seni
Biz kimselere görünmezken bizi görünür eyleyen Seni
Hiç görmediğimizi görüp de bizi görür eyleyen Seni göremiyoruz
Uzak sanıyoruz
Şah damarımızdan yakınsız bize
Bizim kendimize yakınlığımızdan da yakınsız bize
Kimselerin hesabında yerimiz yokken
Bizi vazgeçilmezin bilip de hesaba katan Sensin
Eksikliğimiz hesapların hiçbirini bozmazken
Bizi varlığın zirversinde hesap eden Sensin
Ey hesabı hızlı olsan seriulhesap
Biz bizden eksilen malla bizim de eksildiğimizi sandık
Elimizde artırdıklarımızla elimizde yığdıklarımızla
Yanımıza koyduklarımızla genişleyeceğimizi inandık
Geçmişin hüznünü de geleceğin korkusunu da servetimizle gidereceğimizi inandırıldık
Hesaplarımız yanlış çıktı aldandık
Yokluğun darlığından varlığın geniş ovalarına bizi çıkaran Rabbimiz
İtibarsız sayıldığımız o korkunç darlıktan bize genişlikler lutfeden Sensin
Yarınlarımızı bizden iyi bilensin
Gelecek karanlığında elimizden tutacak ancak Sensin
Yarın karygısıyla düştüğümüz cimrilikten
Daralırız diye sarıldığımız bencillikten
Bizi kurtar ey Vasiun alim

Derdimizi yalnız Sana arzediyoruz
Başkalarının kapısını çalmıyoruz
Biz hüznümüzü yalnız Sana dillendiriyoruz
Başka teselcilerin eşiğine kalbimizi koymuyoruz
Yusuf'unu özleyen Yakup gibi körelmiş gönülünmüze ilaç biliyoruz sözünü
Yusuf'un yanına almak için tuzak kurduğu Bünyamin gibi
Heybemizde taşlıdığımız kalbimizi yanında alıkonma bahanemiz biliyoruz
İtildiğimiz bu becillik kuyularından çıkarılma ümidimiz yalnız Senin yakınlığın
Ucuzcu bezirganların elinde yağmalanan kıymetimizi yerlere düşürmeyecek azizimiz biliyoruz Seni
İtibarsız isimsiz şansız şöhretsiz olduğumuz yokluk zindanından
Bizi varlık sarayına çağıran alan Sensin
Nasıl unutur nasıl inkar ederiz ey Azizul Hakim
Devamını Oku

Senai Demirci & Alper - Secdelerin Gölgesi

Aslında bu şekilde post atmadığımı farkediyorsunuzdur. Şuana kadar kendimin yazmadığı hiçbir şeyi alıntılayaraktan post açmadım. Lakin önceki yazıda da (albüm tanıtımı) dediğim gibi albüm acayip sardı ve sözlerini yazma gereği duydum. Nette de olmayınca bir görev bildim. Bir nevi vefa göstergesi olsun...

Nereye dönsem Senin vechin
Terkedilmişliklerin yanı başında bekler yakınlığın
Unutulmuşların elinden tutan Senin şefkatin
Yüz üstü bırakılmışların hemen yanında bulduğu yine Sensin
Senden yine Seni isterim ey errahimurrahim
Geçmiş zaman hüzünlerine teselli veren Sensin
Gelecek zaman korkularını silip süpüren yine Sensin
Doğuların hepsi Senin
Her günü bir sabah tazelediğinde gönderen Senin kudretin
Batıların hepsi Senin
Tükenişin ardından yeni huzurlar sunan
Vedaların arkasında vuslatları müjdeleyen
Her güzün kalbinde baharı hazırlayan Senin merhametin
Yıkılacak anlarımı ebediyete yaslayan Sensin
Daracık günümü sonsuzluğa komşu eyleyen Sensin
Pörsüyen tenimi, eksilen bedenimi
Sonsuz genişlikte secdelerin misafiri eyleyen Sensin
Çaresiz dudağımı, tükenen nefesimi sonsuz kelamına değdiren Sensin
Hücrelerimi bilmediğim yerlerden toplayan
Kalbime ahiret genişliği lutfeden ey Vasi
Kendimi yitirdiğim yarınlarda bana sahip çıkan
Kimliğimi kaybettiğim uykularda beni bilen
Adımı unuttuğum yoksulluklardan beni çekip alan ey Ali
Ellerim Senin lutfettiğin cennet kadar açılıyor
Beni bende bırakma
Benden sonsuz bir ben çıkar ey Vasi-ul Alim
Hiçbir kınayanın kınamasından korkmayacak
O iman özgürlüğünü ver bana ey Vasi-ul Alim
Dualarımı işitmeye değer gören Semi
Seslendiremesem de gönlümdeki ıstırap ve arzuları
Keder ve ümitleri bilen Alim
Kabul buyur benden
Yalnız Sensin hakkıyla işiten
Yalnız Sensin gerçekten bilen
Hiç dile gelmez dertlerimi
Hepten ayıplanacak pişmanlıklarımı dinlemeye değer gören
Senin huzurunda hece hece çoğalmak ne güzel
Hiç ciddiye alınmaz ince sızılarımın
Hiç güç yeterilmez hasretlerimin çaresini bilen
Senin huzurunda dua dua teselli bulmak ne hoş
Ey Semi-ul Alim
Azizsin Sen, izzet sahibisin
Bize muhtaç değilsin -haşa-
İzzet Senin, bizsiz edemez değilsin -asla-
Biz olmasak da kamil sahibisin
Bizimle Konuşmamış olsan
Ne izzetin eksilir ne şanına gölge düşer
Sensin bize hakim olan Kur'an'la konuşan

Kimse bilmezdi adım
Sende saklı muradım
Beni yoklukta buladım
Ey Allahım

Aziz iken Sen rahmetinle tenezzül eyledin bize
Muhatabın seçtin, kelamını aklımızın göğüne indirdin
İçimizin gizli yollarını Kur'an'ın hikmetiyle bize gösterdin
Görünür eyledin
Sana gelen yolları yürünür eyledin
Öyle ki kur'an'da biz Sana değil
Sanki Sen bize muhtaçmışsın gibi hitap etmektesin
Hİçbir kulunu gözden çıkarmış değilsin
Herbirimizi vazgeçilmezin bilmektesin
İzzetinin makamından
Rahmetinle indirdiğin kitabını kalbimize yoldaş eyle ey Aziz-i Rahim
Devamını Oku

2 Ocak 2011 Pazar

Senai Demirci & Alper - Vahyin Sesleri

Aslında bu şekilde post atmadığımı farkediyorsunuzdur. Şuana kadar kendimin yazmadığı hiçbir şeyi alıntılayaraktan post açmadım. Lakin önceki yazıda da (albüm tanıtımı) dediğim gibi albüm acayip sardı ve sözlerini yazma gereği duydum. Nette de olmayınca bir görev bildim. Bir nevi vefa göstergesi olsun...

Tesbih ederim Seni ki
Ben bilmem Sen bilrirsin
Bilmemelerimin hepsi Senin bildirmenledir
Ben beni bilmezken beni bilen Alim
Hakkımda dilediğin hiç şüphesiz hayırdır
Beni çağırdığın her iş,
Beni istediğin her diriliş,
Sonsuz faydalı, ebedi meyvelidir.
Ey Hakim ümitler senin katındadır
Teselliler senin sözünde saklıdır
Sevinçler Senin yakınlığınla sahicidir
Başkalarına umut olmayan,
Başkalarının umud edemedikleri şeylerle bizi umudlarından sensin
Ey alimi hakim
Günahımıza bile hikmetinle kar bahşedersin
Cahillik edip de kötülük işleyenleri hemen huzuruna alıp
Affınla kabul edersin Sen
Ey alimi hakim
Dilersen cezanlandırısın bizi
Sen bilirsin biz Senin kullanırınız
Dilersen tevbemizi kabul eder bağızlarsın bizi
Sen hakimsin
Ey rabbimiz
Çaresizliğin çölüne çare yağmurları indiren
Çarelerin hepsini hikmetle icra eden Alimi hakim
İşte çaresiz ellerimiz
Avuçlarımız boş
Kapalı yollarımız
Kararmış yüzlerimiz
Çıkmaz olmuş sokaklarımız
Biz bir Seni çare biliriz
Yolları Sen bilirsin
Çıkmazları açan Sensin
Yokuşları düze çıkaran
Yolu yola eyleyen hikmet Senindir
Ey Alimi hakim
zalimlerin kuşkular üzerine inşaa ettikleri hayat binaları
Ancak kalplerini paramparça edinceye kadar dayanır
Sen zalimlerin bu hallerini hiç şüphesiz bilirsin
Ve sırrına eremediğimiz hikmetin gereği buna izin verirsin
Ey Alimi hakim
Bizi kalpleri parçalayan o yoldan uzak tut
O elemli akıbetten koru
Sana dönüş seferinden geri kaldım
Yolda kayboldum, oyalandım
Sahte ümitlere bel bağladım
Merhametsizlerden merhamet umdum
Ben bana çare olamadım
Genişliklerin hepsini tükettim
Huzuru elimden kaçırdım
Kendimi kendime yük ettim
Yeryüzü olağanca genişliğine rağmen dar geliyor bana
Nihayet anladım ki
Senden, yine Sana kaçmaktan başka çare yok
Senin azabından kurtulmak isteyene
Senin rahmetinden başka sığınak yok
Döndüm Sana ey Tavvab-ı Rahim
Ben ki Adem'in oğluyum
Babamın sözüne geldim
Nefsime zulmettim
Günahsız değilim
Günahsızım desem günahımdan büyük günah ederim
İşte hatamı biliyorum, hatasız olamam
İtiraf ediyorum, bugün ahımı kar biliyorum
Bugün ahımı kar eyler misin bana
Ey Tevvab-ı Rahim
Devamını Oku

Senai Demirci & Alper - Fatiha'nın Otağı

Aslında bu şekilde post atmadığımı farkediyorsunuzdur. Şuana kadar kendimin yazmadığı hiçbir şeyi alıntılayaraktan post açmadım. Lakin önceki yazıda da (albüm tanıtımı) dediğim gibi albüm acayip sardı ve sözlerini yazma gereği duydum. Nette de olmayınca bir görev bildim. Bir nevi vefa göstergesi olsun...

Beni sen yarattın
Ben bende değilken
Beni bana veren Sensin
Beni, bu bendeni şımaracak kadar el üstünde tutan
İsyan etmeye yüzü olacak kadar baş köşeye oturtan Sensin
Verdiklerini Senin verdiğini unutacağım kadar başa kakmaksızın
Sessizce ve bolca, hissettirmeden ve istetmeden veren Sensin
Hiç şüphesiz ilahımsın benim ey Allah
Yüzüme bakılınca duyduğum övgüler de Senin adına
Başka yüzlere bakıp duyduğum hayranlıklar da Senin adına
Minnetimin hepsi Sana
Elhamdülillah
Beni nimetlerinle sevindirdin
Doyurdun umutlandırdın
Yine senin verdiğin,
Yokluktan bahşettiğin,
Hiç sebepsiz varettiğin,
Canımı ve malımı satın almaya değer gördün
Üstelik cennet karşılığında
İstediklerimi vermen kereminle
İstediğim halde vermemen hikmetinledir
Rabbimsin benim elhamdülillahirrabbilalemin

Ben isyana düştüm Sen bana sabretin
Ben ayıp ettim yazık ettim kendime
Sen ayıplarımı setrettin sakladın
Ben bana verdiklerinle Sana kafa tuttum karşı geldim isyan ettim
Sen merhamet ettin bağışladın
Yine huzuruna kabul ettin
Sensin Rahman, Sensin Rahim
Errahmanurrahim

Ben kendimi aşağıladım
Yok saydım sıradan biri sandım
Sen beni kimseler önemsemezken önemsedin
Herkesin herkes gibi sandığı beni biriciğin eyledin
Bitanen seçtin
Yüzümü bir tane, parmakuçlarımı benzersiz varettim
Hiç şüphesizki beni hesaba çekeceksin

Hesap soracak kadar önemli sayıyorsun ya beni
Ne büyük şeref
Sensin hesap gününün sahibi
Malikiyevmiddin

Sanadır kulluğumuz başkalarına değil
Senden yardım isteriz başkalarından değil
Yalnız, yalnız sana kul olmak için
Yalnız Senden yardım dileriz
Bizi başka kimseye muhtaç etmeyecek yalnız Sensin
Ve yalnız Seni mabud biliriz
Bizi Sana gelen yollarda yürüt
Peygamberlerin, şehidlerin, şahidlerin, salihlerin adımlarına kat adımlarımızı
Başka yolların zebunu etme bizi
Yanlış yolların esiri etme bizi
Başkalarının yollarında ömür harcatma bize
Gazap indirdiklerinin yoluna değil
Sapmışların yoluna değil
Senin yoluna, Sana gelen yollara ilet bizi
Devamını Oku

Senai Demirci & Alper - Fatiha'nin Kapıları

Aslında bu şekilde post atmadığımı farkediyorsunuzdur. Şuana kadar kendimin yazmadığı hiçbir şeyi alıntılayaraktan post açmadım. Lakin önceki yazıda da (albüm tanıtımı) dediğim gibi albüm acayip sardı ve sözlerini yazma gereği duydum. Nette de olmayınca bir görev bildim. Bir nevi vefa göstergesi olsun...

Sanadır minnetim ki
Alemleri benim için terbiye etmektesin
Sevdiklerime sevdiklerini borç veren Sensin
Sevdiklerime benim vermeye yetişemeyeceğim
Veremesem kederlere boğulacağım
Veremediğim için kahrolacağım ihtiyaçlarının hepsini
Bana sormadan beni yormadan veren Sensin
Ya Rahmanurrahim
Sanadır kulluğumuz
Başkalarının önünde eğdirmedin bizi
Sensin medet umduğumuz
Senin yakınlığından beslenir ümitlerimizin hepsi
Sözümüzü katında dinlemeye değer gördün Sen
Sızımızı rahmetinin eşiğinde dua diye değerlendirdin
Merhametsizlerin merhametine terketmedin bizi
Acizlerin eline dilenci etmedin biz acizleri
Yolunda yürüt bizi ey Rahman
Yolun eyle kalbizi ey Rahim
Nimet verdiklerinin yoluna kabul eyle bizi ey Münim
İhsan ettiklerinin yanında tut biz mücrimleri ey Muhsin
Devamını Oku

Senai Demirci & Alper - Besmele'nin Eşiği

Aslında bu şekilde post atmadığımı farkediyorsunuzdur. Şuana kadar kendimin yazmadığı hiçbir şeyi alıntılayaraktan post açmadım. Lakin önceki yazıda da (albüm tanıtımı) dediğim gibi albüm acayip sardı ve sözlerini yazma gereği duydum. Nette de olmayınca bir görev bildim. Bir nevi vefa göstergesi olsun...

Başlamalarımın hepsi senin isminle ey Allahım
Senin adına buyur edildim varlık evine
Senin izninle kendime ben diyebildiğim,
Eşsiz ayrıcalık makamındayım şimdi
Bu eşsiz iyiliğe, bu benzersiz lutfa nasıl karşılık verebilirim
Adını anışım senin izninle
Kimseler adımı anmazken,
Adımı sen andığın için dudağım şimdi seni anmanın eşiğinde
Hatırım sorulmazken,
Hatırımı bilip kendi şerefli muhatabın olarak seçtiğin için beni
Seni anabiliyorum şimdi
İşte şimdi, burada bana verdiğin hayatla
Bana lutfettiğin nefesle
Bana bahşettiğin dil, damak, dudakla
Bana ihsan ettiğin hidayetle
Sana sesleniyorum
Adınla ey Allahım
Sesimi işitmeye değer bilen Allahım
Sözsüz ahlarımı kurtuluşuma vesile eyleyen merhamet sultanım
Sesiz kederlerimi, sonsuz şevkatiyle kucaklayan rahmet pınarım
Sen hiç ummadığım halde var ettin beni
Beraberliğine davet ettin seve seve
Varlığımı yokluğuma tercih ettin rahmetinle
İsminle ey Allah, ey Rahman
Bismillahirraman

Mecbur değildin ama bana hayat verdin
Bensiz de edebilirdin ama beni yanında tutmayı diledin
Varetmeseydin beni, kimse arayıp sormazdı
Kimsenin hesabı eksik çıkmazdı ben yokum diye
Ama Sen hespların başına koydun beni
İnsan olmamı dilemiş olmasaydın kimse hesap sormazdı Sana
Ama Sen, bir tek Sen vazgeçmedin benden ey Rahman
Haketmediğim bu varlığıma, bir de sonsuzluk vaadettin
Ey Allah ey Rahman ey Rahim
Bismillahirramanirrahim
Hiç ummadığım bu insanlığımı, bir de cennet ümidiyle sevindirdin
Sonsuz yakınlığınla onurlandırdın
Ey Allah ey Rahman ey Rahim
İyiliğine nasıl karşılık veririm
Bismillahirramanirrahim

Sen Rahmansın Rahimsin seversin affedersin
Bize bizden daha yakın olan Sensin
Devamını Oku

Senai Demirci & Alper - Varlık Sevinci

Aslında bu şekilde post atmadığımı farkediyorsunuzdur. Şuana kadar kendimin yazmadığı hiçbir şeyi alıntılayaraktan post açmadım. Lakin önceki yazıda da (albüm tanıtımı) dediğim gibi albüm acayip sardı ve sözlerini yazma gereği duydum. Nette de olmayınca bir görev bildim. Bir nevi vefa göstergesi olsun...

Sesim var şimdi, sesim... var
Duyabiliyorum, duyurabiliyorum şimdi sesimi
Hayret, ben nasıl hakettim burda olmayı
Demek, demek dinlemeye değer biriyim
...Hiç ummazdım.
Bak şimdi burdayım ve sesim var
O ıssızlıkta seslenilmiş bana demekki
O talihsiz yitirilmişlikte ses verilmiş olmalı bana
Bulunmuşum demekki
Kimselerin bulamayacağı yerde hem de
Kimselerin aramadığı, aramaya değer görmediği yerde
Kimselerin adımı anmayı bile bilmediği
O değersizlikte değerim bilinmiş meğer
Yana yakıla aranmışım demekki
Hiç vazgeçilmemecesine özlenmiş olmalıyım
Demekki değersizliğimi değer bilmiş biri
Anılmaya değer olmayışımı, anılma sebebim eylemiş biri
Ama biri, sadece biri... Sen!
Evet, evet evet Sen!
Başkası değil
Başkaları asla değil, Sen!

Sen, yüzüstü bırakıldığım o boşluktan Sen çıkarıp aldın beni
Terkedildiğim o unutulmuşlukta Sen buldun beni
Eksikliğimi eksiklik bilenim
Ben bende değilken
Bana ille de sen, ille de sen diyenim
Yokluğuma ben razıyken, benim yokluğuma razı olmayanım
Evet Sen, Sen!
Kimselerin beklediği değilken beni hep bekleyenim, hep bekleyenim
Yeryüzünde bıraktığım boşluğu herkes hoyratça doldururken beni baştacı edenim
Eksikliğimi bilenim, el üstünde tutanım
Bencil kahkahaların ezip geçtiği, büyük hesapların hiçe saydığı bir yetimken ben
Beni barındıranım, ayağa kaldıranım, sahip çıkanım
Ne olacağını bile bilmeyen bir şaşkın iken
Olmayışına bile şaşırmayacak kadar gereksizken
Beni sonsuzluk yoluna çağıranım, yol gösterenim, elimden tutanım...
Varlıktan yoksun olduğunu bile farkedemeyecek bir hasret yoksuluyken ben
Hasretlerin hepsini bana lutfedenim
Kalbime sevdalar indirenim
Beni sevilmeye-sevmeye, özlemeye-özlenmeye, beklemeye beklenmeye layık görenim
Yüz verenim bana, varlık bahşedenim, itibar lutfedenim
Beni yokluktan adamlığa çıkaranım
Rabbim, var edenim, yaradanım
Allahım... Allahım...
İşte sesim, işte nefes
işte canım, işte dudağım
Dilim, damağım, işte sözüm
Hepsi senin, hepsi senin için
Hepsini adını anmaya adasam da
Eksiğim, yetersizim, gecikmişim, mahcubum, utanç içindeyim
Beni varlık kapısından içeri Sen buyur ettin ey Allahım
Bismillah Bismillah Bismillah...
Devamını Oku

Senai Demirci & Alper - Yokluk Sancısı

Aslında bu şekilde post atmadığımı farkediyorsunuzdur. Şuana kadar kendimin yazmadığı hiçbir şeyi alıntılayaraktan post açmadım. Lakin önceki yazıda da (albüm tanıtımı) dediğim gibi albüm acayip sardı ve sözlerini yazma gereği duydum. Nette de olmayınca bir görev bildim. Bir nevi vefa göstergesi olsun...

Ürkütücü bir ıssızlık
Umutsuz bir yalnızlık
Ne bir ses yetişiyor yanıma
Ne bir ışık değiyor yüzüme
Yanım yok ki, bir yer edineyim kendime
Hem ışık olsa neye yarar, yok ki gözlerim
Sonsuzca yitirilmişim, terkedilmişim terk
Arayanım yok, kimseye sesimi duyuramıyorum
Çaresizlikte tutukluyum
Sağır duvarların ardında küçük düşürülmüşüm
Dilim kelepçeli sesim mahpus
Nefesim hiçbir yere yetişmiyor
Ciddiye alınmaz dinlemeye değmez bir gereksizim
Herkes sırtını dönmüş bana
Yüzüm hiçbir göze değmiyor
Ağlasam kimse umursamıyor
En ağır hakareti görüyorum
Hiç kimseye hiçbir şekilde lazım değilim
Olsam da bir olmasam da bir
Eksikliğim hiçkimsenin eksiği değil
...Lüsumsuzum!!!
Devamını Oku

1 Ocak 2011 Cumartesi

Senai Demirci & Alper / Dostun Huzurunda (2010) - Bu Albümü Dinleyin!!!


Hep sinema olacak değil ya. Bu seferki mevzumuz müzik. Yalvarmaya hazırım haberini verdiğim bu şeye şans vermeniz için. O derece sevdim, o derece seviyorum.

Senai Demirci'yi bilmeyen yoktur herhalde, zaten tanımayanlar da zamanında yaptığı Trt'deki iftar programlarından tanımışlardır. Hala tanımayan varsa da bir zahmet artık! Senai Demirci aslında tıp okumuş ama bilindiği üzere konferans konuşmacılığı, yazarlık, televizyonculuk, albüm çıkarıcılık gibi pek çok şeyle ilgileniyor. Konuştukları, yazdıkları, söyledikleri hep orjinal şeyler. Kısaca nev-i şahsına münhasır familyasının saygın üyelerinden biri. Tıp okumakla yanılmamış yani; gönül doktorluğu yapacağını o zamanlardan tahmin etmiş!

İşte bu güzel abimiz yeni bir albüm çıkardı. İsmi DOSTun Huzurunda. Albüme yine duasal bir uslüb hakim. Tıpkı Ölüm Aşkımın Adı Olsun'daki gibi. Ama bu seferki ekurisi Alper. İlkin Eşref Ziya'yı aramadı değil kulaklarım ama biraz dinleyince bu arayışın çok da yerinde olmadığına kanaat getirdim. Albüm olmuş. Öyle böyle değil, çok olmuş. Her parçası ayrı ayrı ''bir parça dinledim hayatım değişti'' dolaylarında. Yakın çevrem bir önceki albümdeki Gençliğim parçasını nasıl sevdiğimi bilir. Emin olun bu albümde en az 1-2 tane var ondan! Tabii Gençliğim'i hala dinlemediyseniz şiddetle öneririm, Ölüm Aşkımın Adı Olsun albümünün diğer parçaları gibi.

Şimdi yalvarma zamanı :) Lütfen ''kardeş sevmiyorum ben bu tarzı'' deseniz bile şans verin. Şöyle yavaş yavaş bir dinleyin. Zaten 40 dakika tüm albüm. Sevenler zaten beni tınlamayacaklardır, anında yumulacaklardır. Onlara da önerimi yapmış olayım. Lütfen yavaş yavaş dinleyin. Hayatınızın en önemli olayı tekrarı olmamacasına cereyan ediyormuş gibi dinleyin. Her satıra, hayatın anlamını taşıyormuşçasına davranın. Ve-l hasılı DİNLEYİN!!!

Marifet iltifata tabiidir. Lütfen bu güzide albümü edinin. Şuanki fiyatı 6.5 TL civarında.

Acayip sevdim albümü. Neredeyse 1 aydır dinliyorum ama hala bıkmadım. Arada sırada bakınıyorum, sözleri hiçbir yerde yok. Bu gazla sözlerini de yazdım. Önceki albümdeki parçalar gibi bunları da ilk metne döken biz olduk :)


-Yokluk Sancısı
-Varlık Sevinci
-Besmele'nin Eşiği
-Fatiha'nın Kapıları
-Fatiha'nın Otağı
-Vahyin Sesleri
-Secdelerin Gölgesi
-Yakınlık Şarkısı
-Dost'un Huzurunda
-Kalbin Çığlığı
-İhlas'la Yürümek
-Şehadet Müjdesi
Devamını Oku

6 Ekim 2010 Çarşamba

Yıldızlar Gecenin Değildir - Öyleymiş Gibi Davranmayın...


Hani bir türlü modası geçmeyen sorular vardır, ergen genç kızların müptela olduğu tipten; adaya düşsen yanına ne alırsın, şunu bir kelimeyle nasıl anlatırsın vs gibi... Nesiller eskir ama bunların modası bir türlü geçmez. Ne zaman o bir kelimeyle kendimi ifade etmemi isteseler, seçtiğim kelime her seferinde arı oldu. Hala da vazgeçmiş değilim arıdan. Hayatı siz de Benim gibi çeşit çeşit çiçekleri barındıran koskoca bir bahçeyle tahayyül etseydiniz, eminim arı benzetmesini kolayca sahiplenirdiniz.

Hayat, sadece belli bir takım yollarla anlaşılamayacak kadar kompleks bir yapı gibi gelir Bana. Bazıları hayatı anlama yolunun illa da bilimden geçtiğini savunur. Yolumuzu sadece bilimin ulaştığı sarsılmaz gerçeklerin ışıkları aydınlatabilirmiş. Onsuz söylenen her şey yanlışmış. Her tekelvari düşünce gibi bunun da hatalı olduğuna inanıyorum. Dediğim gibi hayat çiçekler bütünüdür. Bilim de bu çiçeklerden, hem de en güzel çiçeklerdendir ama bal için gerekli tozları barındıran tek çiçek değildir.

Bu dünya bahçesinde illa bir çiçeğe en saygın çiçek payesi verilecekse, hakeden kesinlikle sanat olmalı. Kuru ve elit anlamıyla değil tabii. İnsan ruhunu harekete geçiren gayret, şeklinde tanımladığım şeyi kastediyorum. Bir resim, bir bina veya başka bir sanat eseri fark etmez. Her türlüsü olur, yeter ki insanın içinde bulunan o mükemmel potansiyeli ufak da olsa 'kick'leyebilsin.

Benim için çok fazla fark etmiyor. Bazen bir şarkının sadece bir kelimesine yapılan vurgu veya bir filmin sadece bir sahnesindeki karakterin bakışı... her şey o 'kick'i sağlayabiliyor. Ama bir de komple eserler var, şaheser diye tanımladığımız şeyler. İşte onlara en güzel örneklerden biri sebep oldu, gece gece bunları yazmama; Hüseyin Aydemir'in Yıldızlar Gecenin Değildir'i.

Lütfen okuyun ve lütfen yavaş yavaş olsun okumanız. Bitmesini istemediğiniz bir şeye başlamışsınız gibi yavaş. Her bir cümlede sanki hayatın tüm manası yatıyormuş da, dikkatli okuduğunuzda hayatla ilgili merak edeceğiniz hiçbir şey kalmayacakmış gibi okuyun.



Yıldızlar Gecenin Değildir

Ceylanları vurulmuş dağlardan
Bir tutam kekik getireceğim size, bir avuç kan.
Bir selvi gibi dikilip önünüze
Ölümü hatırlatacağım durmadan.
Keklik zindanı gözlerinize mil çekip
İçinize bükeceğim bütün yolları.
Hangi yola çıkarsanız çıkın
Hep kendinize döneceksiniz.
 
Siz, ey bu şehrin karanlık sokaklarında
Kaf dağını arayan kervanın Sefil yolcuları.
Boşluğa giden hayatların
Ayaklarına prangalar vuracağım, ellerine zincir.
Dağ yellerini doldurup göğsüme, haykıracağım:
-Yıldızlar gecenin değildir.

Karanlıktır, köhnedir dünya
Ve bir yolcusunuzdur siz...
Bunu size nasıl anlatsam!
Hani yüzünüz görünmez ya kirli sularda,
Sırrı dökülmüş aynalarda
Hani silik hani paramparça...

Boynu bükük çiçekler getireceğim size koparılmış
Dicle'nin, Sakarya'nın kıyısından
Yüreğimin tam ortasından taşıp gelen bir sesle:
-Ağlayın, diyeceğim
-Ağlayın ağlayın
-Ey analardan şefkat, çöllerden merhamet emmiş çocuklar ağlayın
-ve göz yaşlarınızla sulayın kuytularda kuruyan çiçekleri.

Bir Yunus Sabahı çalacağım bütün kapıları bir bir
Kırmızı bir şal gibi örteceğim şafakları
Çıplak omuzlarına
Ve sarhoş gecelerine şehrin.
Minareleri dayayıp şakağına
Uyandıracağım kirli uykulardan:
-Çıkın koynundan karanlığın
-Geceyi bu kadar sevmeyin
-Yıldızlar gecenin değildir!!!
Devamını Oku
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...