16 Ekim 2012 Salı

Uzun Hikaye - Bulgaryalı Ali Rises. Evet.



Şu anki yazdığım satırların yerinde daha farklı şeyler olacaktı ey Arkadaş. Mustafa Kutlu'nun Uzun Hikaye'sini çok seven biri olarak, filmi sabırsızlıkla bekliyordum. 12 Ekim'de filme gidecek ve üzerine uzun uzun yazacaktım. Geçmiş zamanların o geçmişliğinin arasında sıkışıp kalmış masumiyetlerden girip, günümüz modernizminin çıkış noktalarının nerelerden neşvünema bulduğuna kadar pek çok şeye değindiğim bir yazı planlıyordum kafamda.

Devamını Oku

10 Ekim 2012 Çarşamba

Yeelen (1987) & The River (1951)


İsmini sıklıkla duyduğum Afrikalı yönetmenlerden Souleymane Cisse'nin izlediğim ilk filmi Brightness. Film de ismi gibi tamamen bir Işık güzellemesi. Bu kadar büyüleyici bir şey olduğunu hiç sanmazdım. Hani yokluk filan diyoruz ya bazı filmleri överken, bu filmde bunun kralı var.

Devamını Oku

9 Ekim 2012 Salı

Total Recall (1990) & Fetih 1453 (2012)


Aslında ilkten Arnold Schwarzenegger filmi diye burun kıvırılma olasılığı bir hayli fazla ama senaryonun Philip K. Dick'in bir hikayesinden uyarlanmış olması, bu yüksek olasılığı bir anda yerle yeksan ediyor. Muhteşem fikirlerin, hayal gücünün elemanı diyebileceğimiz PKD'nin ekmeğini yiyor hasılı film.

Devamını Oku

Andrei Rublev (1966) & Army of Shadows (1969)


Filmleri nasıl değerlendirmeli? İzlediğinizden anladığınız şeylerin oluşturduğu yekünlerle mi bir değer biçmelisiniz filmlere yoksa filmlerin "şunları şunları anlattım" dediklerine göre mi? Bu tip sorular her sinemaseverin aklında bir şekilde yer bulan sorular. İşte bu film tam olarak bu soruları hortlatan cinsten bir yapım. Çok zor, çok.

Ne yazık ki söylemem lazım. Bu film beni aşıyor. Aştı. Dahası şöyle ki, filmi hakkıyla anlayabilecek insan evladının olduğunu sanmıyorum. İlla ki yönetmen kaynaklı bilgiler olmalı yoksa olmaz, olamaz. Filmi tam anlamıyla anlamak imkansız!

Devamını Oku

5 Ekim 2012 Cuma

Uçuş Denemeleri - İbrahim Tenekeci



Şairler (sadece) şiir yazsınlar derim genelde. Mümkünse edebiyattan başka mevzulara eğilmesinler vs...

Çok bencil ve ayakları yere basmayan bir istektir bu. Farkındayım ama genel eğilim o ki, güzelim şiirler kirleniyor tersi durumlarda. En iyi ihtimalle, çiziliyorlar... Kalem insanlaşıyor (ise), şiir sıradanlaşıyor...

Gidip İbrahim Tenekeci'yi bu yaraya ilaç gibi göstermeyeceğim ama sanki o dolaylardan bir çalışma Uçuş Denemeleri; çok dingin, serbest, rahatlatıcı, evhamdan uzak, (belki gerçek tevazuyu da ekleriz bunlara).

Hayat bazen soyutlaşmalı... beklentisi oluşuyor insanda. Ara ara bende oluşur en azından. Yadsınamaz gerçekliğe bir gider midir bu, yoksa kişinin kendi yalınlığına duyduğu tiksinti mi? Bilemiyorum. Ama var böyle bir şey. Hatta hayata dair karşılaştığımız tüm insani çıkmazların yegane sebebi budur sanıyorum.

Belki fazla sanıyorum..? Dert anlaşıldı sanırım. Son sanış olsun şimdilik. Nokta zamanı.

Kitap güzel. Fazlasıyla sevdim. En azından ismi vurgulu geçsin istedim. Okuyoruz (kitapları), sadece ismen yazıyoruz, bazılarına ayıp oluyor. Uçuş Denemeleri'ne bari yapmayalım dedim. Hem uzun aramızı da bitirmiş olalım; kısa yorumla...

Soyutluğu kabullenmişlere Selam(!) olsun. İbrahim Abi'yi tanıyanlar göreve!
Devamını Oku
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...