23 Mayıs 2013 Perşembe

Mavi Lale - Nazan Bekiroğlu



Nazan Bekiroğlu'nun -o kendine -gerçekten- özgü- üslubu üzerine az biraz kafa yoran okurlar için mühim bir çalışma kendileri. Yazarın daha sonradan iyice oturacak olan "imla ile daha başka diyarlarda hemhal olan fikir" şeklinde ifade edilebilecek üslubunun sancıları seziliyor bangır bangır. Zira kısa yazılardan oluşan kitap, yer yer incelemelerle sekteye uğrarken ilgili mevzu açısından, yer yer içrek denemelerle hedefi tutturuyor en yürek istikametinden.

Bu buram buram zerk edilmiş ezoterizm fark edilmeyecek gibi değil;
yine derinlemesine yollara salık veren motifler...
yine bu motiflere yakışır bilişsel yolculuklara yazarca uğurlanışlar...
yine bu uğurlanışlarda arkanızdan kovalar yerine gözlerden dökülen mailer/umutlar/dualar...

On altıncı yüzyıldan kalmış bir çinideki imzanın modern yaşamda, su dolu bir bardak içindeki yağ zerresi garipliğini yaşıyormuşsunuz da, bu gariplikle yazdıklarınızı anca sizin gibiler anlıyormuş'un kitabı Mavi Lale. Mavi ve Lale bir kitap; Kitap'a olurken yanında Kalem ve (en Mor'undan) Mürekkep'e Andolunan dolayından...

Genel bağlamda kitabın esas fikrini soyutlaştıran bölümlerin bile esas fikre destek vermesi durumu bu çalışmada da var. Değil mi ki motif lale; terslikler de dahil!

Hasılı okuması az-biraz zor olsa da, yüreği cins çalışanlar için kaçırılmaması gerekenlerden. Diğer Nazan Bekiroğlu kitapları gibi.

Yazana, yazanın yüreğine/eline/emeğine/gözlerine/pazar sabahı evdekiler yerine uğraştığı çiçeklerine sağlık...

Not: Elektrik kesintisinden sonra kaybedilen esas yazıyla peydah olan hayal kırıklığına rağmen, sevilen kitabın 3-5 kelime de olsa yorumsuz kalmaması adına yazıldı. Ve gerçekten kitaba dair yazıldı. Ömür olursa gelir inşaAllah daha layık uzunluktaki yorum da...

Eşe dosta merhaba.
Devamını Oku

19 Kasım 2012 Pazartesi

AVPR: Aliens vs Predator - Requiem (2007) & About Schmidt (2002)


Predator serisine zaten fazla bir sempatim yok ama Alien serisinin bu hale gelmesi çok üzücü. 3. filmden sonra tepetaklak olmuştu. Ama bu filmle beraber pes etmişler tamamen. Tam bir teen slasher filmi. O kadar vıcık, o kadar basit ve o kadar ucuz. Klişelerin hepsi toplanmış filmde. Fedakar anne kurtulur, hükümete güven tamdır, bunlara karşı gelen herkes belasını bulur...

Devamını Oku

18 Kasım 2012 Pazar

Factotum (2005) & Vozvrashchenie (2003)


1987 yapımlı Barfly'dan daha bir güzel uyarlanma denilebilir Factotum'a. Her iki filmi yönetmenleri olan Barbet Schroeder ile Bent Hamer açısından kıyaslamaktansa, senaryo bağlamında kıyaslamak daha yeğ. Barfly ağır drama iken Factotum tam bir biyografi olmuş. Bu haliyle bile geçmiş Barfly'ı :)

Devamını Oku

Nazarin (1959) & Get The Gringo (2012)


"Bu zamana kadar bu filmi nasıl izlememişim ya Hu!" türünde serzenişleri az izleyicilerdenimdir. Az yaşarım ama yaşatan filmleri de baş tacı ederim. Onlardan biri için bkz Nazarin.

Luis Bunuel ustayı sevip sayıp bu filmi izlememiş olmak da ayrı bir trajedi sanırım. Çok ayrı bir tad aldım filmden. Hani sadece filmin üzerine kurulduğu öğeler ve bu öğelerin gerçek yaşamla paralellik içinde bulunmaları değil, çok farklı özellikleri de içinde barındırması sağlıyor bu alınan hazzı. Bu tür, şeklen yolculuk barındırmasa da en baba yol filmlerine bile gider yapıcı fikir yolculuğu temalı, filmlerin yeri her zaman ayrı... apayrı...

Devamını Oku

6 Kasım 2012 Salı

Mississippi Burning (1988) & Bronenosets Potyomkin (1925)


Geçenlerde bir yerde bir müzik duydum, çok tanıdık geldi. Düşündüm düşündüm bulamadım ne olduğunu. Gerçi aynı müzik değildi ama aklıma Mississippi Burning'i getirdi. Hani zaten güzel bir tondu bir de böyle güzel bir filme tekrar geçirmeme sebep oldu, sevgilerimi yolluyorum duymamı sağlayanlara :)

Devamını Oku
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...